<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>


	<!DOCTYPE rss PUBLIC "-//Netscape Communications//DTD RSS 0.91//EN"

	"http://my.netscape.com/publish/formats/rss-0.91.dtd">


	<rss version="0.91">


	<channel>

	<title>SİNOP - TÜRKELİ | Türkelilerin İnternetteki Adresi | Turkeliliyiz.Biz - Discussion Forum</title>

	<link>http://www.turkeli.org/</link>

	<description>Türkeli, Turkeli, Sinop, Paylasim, Turkiye, Türkeli Hakkinda Hersey, Turkeli Hakkında Herşey, Türkeli Resimleri, Turkeli Resimleri, Turkeli Radyosu, Türkeli Radyosu, Türkeli Forum, Turkeli Forum, Türkeli Video, Turkeli Video, Türkeli Dowland, Türkeli İndir, Turkeli Dowland, Turkeli İndir, Turkeli Haberleri, Türkeli Haberleri, Turkeli Tarihi, Türkeli Tarihi, Türkeli Turizm, Türkeli Turizm, Turkeli Koyleri, Türkeli Köyleri, Turkeli Video, Turkeli Yemekleri, Turkeli yemek</description>
<item>

	<title>Krizin faturasını kime yükleyelim? [ Serbest Kürsü ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=17&amp;thread_id=242</link>

	<description>Patronlar bugün ne yapıyor peki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşçiye diyorlar ki &amp;#8220;istersen çalış, istersen çalışma, kapıda bekleyen çok adam var.&amp;#8221; Bunu derken de haksız değiller. Gerçekten özellikle büyük kentlerde biriken yedek işgücü ordusu ve kent yoksulları var. Patronlar da bunu bir silah olarak kullanıyorlar. İşçiyi işçiyle rekabet ettirerek, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. Çünkü henüz sınıf bilinci ve birliği oluşmamış bir topluluk var karşılarında. Onlar da gerek iktidar ilişkilerini gerekse cemaat ilişkilerini kullanarak işçi haklarını pervasızca gasp ediyorlar.&lt;br /&gt;
O zaman bugün başta sendikalar olmak üzere ilerici tüm örgütlerin ve aydınların önünde duran görevlerden birisi &amp;#8220;nasıl bir sınıf bilinci&amp;#8221; oluşturabiliriz olmalıdır. Yaşanan son krizi, aslında işçi sınıfının kendi sınıf bilincini ve birliğini oluşturabilmesi için bir fırsat olarak görmek lazım. İşçi sınıfı bugün biraz gayretle bu fırsatı değerlendirebilecek ufak belirtilerini de gösteriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaşanan son kriz, işçilerin kendiliğinden ve bazı ilerici sendikaların örgütlediği eylemler bakımından işçi sınıfı mücadelesine önemli katkılar sunan adımları ortaya çıkarıyor. Konfederasyonlar düzeyinde ise krize karşı hemen hemen hiçbir ortak mücadele programının çıkartılamaması, konfederasyon merkezlerindeki durumun vehametini ortaya koyuyor. Bu anlamda KESK öncülüğünde açıklanan sosyal dayanışma programı ve Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından önerilen &amp;#8216;talep ve mücadele programı&amp;#8217; olumlu bir adım oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birleşik Metal-İş&amp;#8217;in MESS ile uyuşmazlık sürecinde örgütlediği &amp;#8220;Cuma yürüyüşleri&amp;#8221;, üretimin geciktirilmesi gibi eylemler ileri doğru atılmış bir adım oldu. Birleşik Metal-İş Sendikası&amp;#8217;nın esnek çalışma dayatmasını uyuşmazlık nedeni olarak ilan etmesi de krizin faturasını ödememe iradesi olarak not edilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devrimci Sağlık-İş Sendikası sağlık alanında işten çıkarılmalara karşı birçok hastanede örgütlediği &amp;#8220;Sağlıkta taşeron olmaz&amp;#8221; eylemleriyle kriz sürecinde derinleştirilecek güvencesizleştirme saldırılarına karşı önemli bir karşı çıkış odağı olabileceğini gösterdi. Limter-iş Sendikası&amp;#8217;nın tersane patronlarına yaptığı &amp;#8220;Kapitalizmin krizine karşı hem üretmeye hem yönetmeye hazırız&amp;#8221; çağrısı sınıf mücadelesinin iddiasını açıkça ortaya koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eskişehir&amp;#8217;de Entil ve Hapalki işyerlerinde 90 işçinin işten atılmasına karşı Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından örgütlenen ve işten atılan, işe devam eden işçilerle, Eskişehir Halkevi İşçi Komisyonu&amp;#8217;nun ve üniversite öğrencilerinin desteklediği eylemler başarıya ulaştı. İşçiler hiçbir hak gaspına uğramadan tekrar işe alındılar. Aslında bu durum bize aradığımız köyün uzakta olmadığını da gösterdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün gerek Halkevleri&amp;#8217;nin ilan ettiği &amp;#8220;krize karşı halkın şartlarını&amp;#8221;, gerekse Birleşik Metal-İş Sendikası&amp;#8217;nın öncülüğünde çeşitli sendikalar ve bilim insanlarının ilan ettiği mücadele programını hep birlikte dillendirme zamanıdır. AKP bankaları, finans şirketlerini, sermayeyi değil işçi sınıfını garanti altına alsın. İşten çıkarmaları yasaklasın. Ücret kaybı olmadan, çalışma koşulları ağırlaşmadan haftalık çalışma süresi 40 saat olsun. Devlet herkese iş garantisi versin. Taşeron sistemi, güvencesiz çalışma, geçici çalışma sözleşmeleri ve uygulamaları yasaklansın. Asgari ücret vergi dışı bırakılsın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Krize karşı etkin mücadele için mahallemizde, kentimizde her atılan işçi için fabrika kapılarına dayanalım. İşçilerin atıldığı her yerde fiili direnişler örgütleyelim. Krizin faturasını kapitalizme keselim</description>

	</item>

<item>

	<title>Yaşınız:))))) [ Serbest Kürsü ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=17&amp;thread_id=241</link>

	<description>Buna çok şaşıracaksınız&amp;#8230; Ayakkabı numaranızla yaşınızın ne alakası olabilir? Ama artık aradaki bağlantı bulundu. Siz de bakın ve sonucu görün&amp;#8230;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayakkabı numaranızı  5 ile çarpın.&lt;br /&gt;
Cıkan sonuca         50 ekleyin.&lt;br /&gt;
Cıkan sonucu         20 ile çarpın.&lt;br /&gt;
Cıkan sonuca         1007 ekleyin.&lt;br /&gt;
Ve son olarak dogum yılınızı cıkarın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk iki rakam ayakkabı numaranız, son iki rakam yaşınız</description>

	</item>

<item>

	<title>Taksim de kim anıracak?? [ Serbest Kürsü ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=17&amp;thread_id=240</link>

	<description>ENGİN ARDIÇ TAKSİM MEYDANI&amp;#39;NDA ANIRACAK MI?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilindiği gibi; ABD&amp;#8217;nin yeni başkanı Barack Hüseyin Obama oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türk medyası Obama&amp;#8217;nın seçilmesini büyük bir sevinçle karşıladı. Hemen hemen bütün köşe yazarları, köşesini bu konuya ayırdı. Sabah yazarı Engin Ardıç dahil&amp;#8230;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Engin Ardıç, Sabah&amp;#8217;taki köşesinde Obama&amp;#8217;nın seçilmesini değerlendiriyor ve Obama&amp;#8217;lı ABD&amp;#8217;nin &amp;#8220;Amerikan emperyalizminin şekere bulanıp yutturulduğu&amp;quot; bir dönem olacağını söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kısacası Ardıç, ABD&amp;#8217;nin yeni başkanı üzerine köşesinden analizler yapıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak&amp;#8230;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bundan tam 1 yıl önce&amp;#8230;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı Engin Ardıç, 4 Kasım 2007 tarihli Akşam Gazetesi&amp;#8217;ndeki köşesinden bakın ne büyük laflar etmişti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Engin Ardıç, o günkü köşesinde Obama&amp;#8217;nın ABD başkanı olamayacağını söyleyip şu sözü yazmıştı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;#8220;Adı Hüseyin olan biri Amerika&amp;#8217;ya başkan seçilsin, çıkar Taksim Meydanı&amp;#8217;nda anırırım.&amp;#8221;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi sorulması gereken soru şu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Engin Ardıç 1 yıl önce okuyucularına verdiği sözü tutacak mı? Yani Ardıç Taksim Meydanı&amp;#8217;na çıkıp anıracak mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkes unutur Odatv.com&amp;#8217;un hafızası unutmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Odatv.com&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte Engin Ardıç&amp;#8217;ın 4 Kasım 2007 tarihli Akşam Gazetesi&amp;#8217;ndeki köşesinden ilgili bölüm:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;#8220;&amp;#8230;Hillary&amp;#8217;nin en büyük rakibi Barack Obama&amp;#8217;nın da göbek adı Hüseyin... Düzeltiyorum: Göbek adı Barack, asıl adı Hüseyin. Kıl kapılmasın diye tersini kullanmaya çalışıyor. Onun da kampüs ya da bazı Hollywood &amp;#8220;mahfilleri&amp;#8221; dışında hiçbir ağırlığı yok. En büyük destekçisi, bizim koca popolu Girit kızı Jennifer Aniston.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adı Hüseyin olan biri Amerika&amp;#8217;ya başkan seçilsin, çıkar Taksim Meydanı&amp;#8217;nda anırırım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki kim çıkacak ortaya, &amp;#8220;Amerika&amp;#8217;yı kurtaracak aslan&amp;#8221; olarak, son zamanlarda ödül üstüne ödül toplayan, yıldızı yeniden parlayan Al Gore mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herhalde&amp;#8230;</description>

	</item>

<item>

	<title>Ölümünün 70. yılında Atamızı saygıyla anıyoruz [ Serbest Kürsü ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=17&amp;thread_id=239</link>

	<description>Gazi sanki bugünleri görmüş gibi söylemiş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;#8220;Bir zamanlar gelir, beni unutmak ve unutturmak isteyen gayretler belirebilir... Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar kuvvetlidir ki verimli neticeleri kalpleri doldurur&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 70. yıl dönümü olan bugün, çeşitli tören ve etkinliklerle anılacak. Türk Ulusu Büyük Önder&amp;#8217;ini bugün bir kez daha özlem ve minnetle anacak... Ata&amp;#8217;nın 1937&amp;#8217;de kaleme aldığı fikirleri onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu bugün bir kez daha ortaya çıkardı. Gazi&amp;#8217;nin 71 yıl önceden bugünleri anlatan sözleri:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İKİ MUSTAFA:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki Mustafa vardır: Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu &amp;#8220;ben&amp;#8221; kelimesiyle ifade edemem o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü ile uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
FİKİR:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint&amp;#8217;ten, Mısır&amp;#8217;dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
LAİKLİK:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık Türkiye din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar! Mazinin dalgınlıkları, paslı durgunlukları, Türkiye halkının dimağından silinmiş olduğunda şüphe ve tereddüte yer yoktur. Eriştiğimiz mesut vaziyetten bir adım geriye gitmek, kimsenin söz konusu etmeye dahi yetkili kat&amp;#8217;i bir hakikattir.&lt;br /&gt;
BİR ANI&lt;br /&gt;
ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI KESİNLİKLE OKUYUN!....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.&lt;br /&gt;
Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.&lt;br /&gt;
- Merhaba nine.&lt;br /&gt;
Kadın Ata&amp;#39;nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;&lt;br /&gt;
- Merhaba dedi.&lt;br /&gt;
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?&lt;br /&gt;
Kadın şöyle bir duralayıp;&lt;br /&gt;
- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi?&lt;br /&gt;
Paşa gülümsedi.&lt;br /&gt;
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?&lt;br /&gt;
Kadın başını salladı.&lt;br /&gt;
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan&amp;#39;ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara&amp;#39;ya geldim.&lt;br /&gt;
- Muhtar niçin Ankara&amp;#39;ya gönderdi seni?&lt;br /&gt;
- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gâvur&lt;br /&gt;
harbinde şehit düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mihtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi Angaraya, giceleyin&lt;br /&gt;
geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agsamdan belli böyle kendimi ordan&lt;br /&gt;
oraya vurup duruyom bey.&lt;br /&gt;
- Senin Gazi Paşa&amp;#39;dan başka bir isteğin var mı? Kadının birden yüzü sertleşti.&lt;br /&gt;
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki.. O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşiyoz. Sunun bunun gâvur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.&lt;br /&gt;
Atatürk&amp;#39;ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;&lt;br /&gt;
- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanimizdir... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.&lt;br /&gt;
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Pasa yani Atatürk işte karsında duruyor.&lt;br /&gt;
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp&lt;br /&gt;
Atatürk&amp;#39;ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk&amp;#39;e uzattı;&lt;br /&gt;
- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye&lt;br /&gt;
getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.&lt;br /&gt;
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;&lt;br /&gt;
-&amp;#39;Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.&lt;br /&gt;
( &amp;#39;Ananı da al git&amp;#39; deyip, bir anlamda vatandaşa küfredenler var artık zamanımızda )&lt;br /&gt;
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.&amp;#39;&lt;br /&gt;
Bu yazıyı okurken duygulanan veya ağlayanlar varsa, hala umut var demektir..&lt;br /&gt;
Ortada dolaşan saçma sapan elektronik postaları 10 kişiye yollamak yerine, bu tür yazıları herkese yollarsak belki Atamızın değeri daha çok anlaşılır. Belki bazıları da vatandaşla nasıl konuşulacağını daha iyi anlar...&lt;br /&gt;
Acaba kendisini 2 kilo şekere, 5 kilo kömüre satan, bugünkü Türk insanına mı benziyor bu NİNEM..&lt;br /&gt;
Yada ülkeyi babalar gibi satan siyasilere benziyor mu, ATAM...&lt;br /&gt;
Ne dersiniz?.</description>

	</item>

<item>

	<title>Zekanızı geliştirme yolları [ Türkeli&#39;nde Eğitim & Öğretim ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=238</link>

	<description>Zekayı geliştirmenin yolu şuralardan geçiyormuş (litemind.com) sitesinden&lt;br /&gt;
  1. Bulmaca ve Zeka problemleri çözün&lt;br /&gt;
   2. İki elini kullanmayı öğren. Dişini diğer elinle fırçala, mausu diğer elinle kullan, çatalı buçağı diğer elinle tut.&lt;br /&gt;
   3. Belirsizliği kucakla. Paradoks ve optik ilizyonları öğren ve onları sevmeyi öğren.&lt;br /&gt;
   4. Akıl eşleştirmelerini öğren.&lt;br /&gt;
   5. Birden fazla hissi engelle. Örneğin yatarken kulak tıkacı tak.&lt;br /&gt;
   6. Karşılaştımalı tadları geliştir. Şarap, çikolata, bira, peynir veya başka herhangi bir şeyi uygun biçimde tatmayı öğren.&lt;br /&gt;
   7. Görünüşte ilgili olmayan konuların arasında kesişmeleri bul.&lt;br /&gt;
   8. Farklı klavye düzenlemelerini kullanmayı öğren.&lt;br /&gt;
   9. Ortak nesneler için yeni kullanımları bul. Bir tırnak için kaç farklı kullanımı bulabilirsin?&lt;br /&gt;
  10. Doğrularını çevir.&lt;br /&gt;
  11. Yaratıcı teknolojilere merak sal ve öğren.&lt;br /&gt;
  12. Doğru cevap için ilkin ötesine git.&lt;br /&gt;
  13. Ne olacak ve eğer soruları ile geçekiğin yerlerini değiştir.&lt;br /&gt;
  14. Acele etmeyi öğrenmek&lt;br /&gt;
  15. Resimleri çevirerek bak. Destop duvarkağıdını çevirebilirsin mesela.&lt;br /&gt;
  16. Kritik bir düşünür ol. Ortak yanlış düşünceleri seçmeyi öğren&lt;br /&gt;
  17. Mantığı öğren. mantık bulmacaları çöz.&lt;br /&gt;
  18. Bilimsel metodlara aşina ol.&lt;br /&gt;
  19. Sanatçı olmaya gerek duymayacak şekilde karalama yap.&lt;br /&gt;
  20. Pozitif düşün.&lt;br /&gt;
  21. Sanatsal aktivitelere katıl. Yont, boya, çiz vs.&lt;br /&gt;
  22. Atıp tutmaayı öğren.&lt;br /&gt;
  23. Beyni geliştirecek yiyecekleri ye.&lt;br /&gt;
  24. Çok doyma, sürekli birazcık aç ol.&lt;br /&gt;
  25. Alıştırmalar yap.&lt;br /&gt;
  26. Düz yere otur.&lt;br /&gt;
  27. Çok su tüket.&lt;br /&gt;
  28. Derin nefes al.&lt;br /&gt;
  29. Gülümse.&lt;br /&gt;
  30. Faaliyetlerini bazen değiş. Bir hobin olsun.&lt;br /&gt;
  31. İyi ve düzenli uyu.&lt;br /&gt;
  32. Güç şekerlemesinden tad.&lt;br /&gt;
  33. Oyalanmayı öğren.&lt;br /&gt;
  34. Müzik dinle.&lt;br /&gt;
  35. Teknolojiyi daha az kullan.&lt;br /&gt;
  36. İnternette beyin kaynaklarını ara.&lt;br /&gt;
  37. Değişik giyin ve bazen yalınayak yürü.&lt;br /&gt;
  38. Konuşmalarına hakim ol.&lt;br /&gt;
  39. Basitleştir.&lt;br /&gt;
  40. Satranç vb gibi oyunarı oyna.&lt;br /&gt;
  41. Beyin oyunları oyna. Sudoku, çapraz bulmacalar vb.&lt;br /&gt;
  42. Çocuksu ol.&lt;br /&gt;
  43. Görüntü oyunları oyna.&lt;br /&gt;
  44. Komik ol.&lt;br /&gt;
  45. 100 adetten oluşan kendine bir liste yap.&lt;br /&gt;
  46. Bir fikir kotasına sahip ol.&lt;br /&gt;
  47. Her fikri yakala ama bir fikir bankan olsun.&lt;br /&gt;
  48. Fikirlerini kuluçkaya yatır. Süzülmesi için fikirlere izin ver. Onlara düzenli aralarda dön.&lt;br /&gt;
  49. Bir tema bul veya yap sonra ona odaklan.&lt;br /&gt;
  50. Bir günlük tut.&lt;br /&gt;
  51. Yabancı dil öğren.&lt;br /&gt;
  52. Etnik ve farklı lokantalarda yemek ye.&lt;br /&gt;
  53. Bir bilgisayarı programlamanın nasıl olduğunu öğren.&lt;br /&gt;
  54. Arka arkaya uzun sözcükleri hecele.&lt;br /&gt;
  55. Mobilyaların yerini değiştir. Veya çehreni değiştir.&lt;br /&gt;
  56. Yaz. Şiir veya bir hikaye. Yada bir blog yaz.&lt;br /&gt;
  57. İşaret dilini öğren.&lt;br /&gt;
  58. Bir müzik aletini çalmayı öğren.&lt;br /&gt;
  59. Müze ziyaretlerini mutlaka yap.&lt;br /&gt;
  60. Beynin nasıl çalıştığını öğren.&lt;br /&gt;
  61. Hızlı okumayı öğren&lt;br /&gt;
  62. Nasıl kolay öğrendiğini bil.&lt;br /&gt;
  63. Takvim kullan.&lt;br /&gt;
  64. Zamanın pasajını aklen tahmin etmeyi dene.&lt;br /&gt;
  65. Amazonda ki yapraklarmı dah çok yoksa beynin nörön bağlantısı mı öğren.&lt;br /&gt;
  66. Matematik tartışacağın arkadaşların olsun.&lt;br /&gt;
  67. Kendine bir hafıza sarayı inşa et.&lt;br /&gt;
  68. Hafıza askı sistemini öğren.&lt;br /&gt;
  69. Seks yap.&lt;br /&gt;
  70. İnsanların isimlerini öğren.&lt;br /&gt;
  71. Düşün.&lt;br /&gt;
  72. Farklı türlerden film izle.&lt;br /&gt;
  73. Televisyonu kapat.&lt;br /&gt;
  74. Konsantrasyonunu geliştir.&lt;br /&gt;
  75. Doğayla iç içe ol.&lt;br /&gt;
  76. Zihninden matematik çöz.&lt;br /&gt;
  77. Yarı vitesli güne sahip ol. (Hızlı veya yavaş yaşama)&lt;br /&gt;
  78. Kesin faaliyetlerinin hızını değiştir.&lt;br /&gt;
  79. Belirlediğin bir zamanda iyi bir şey yap.&lt;br /&gt;
  80. İdrak etmeyle ilişkin eğilimlerden haberdar ol.&lt;br /&gt;
  81. Başkasının gözüyle düşün. Empati kur.&lt;br /&gt;
  82. Derin düşüncenin bir görüşünü benise.&lt;br /&gt;
  83. Yalnızlık ve gecçeme için kendine zaman ayır.&lt;br /&gt;
  84. Ömür boyu öğrenmeyi kendine görev bil.&lt;br /&gt;
  85. Yolculuk yap ve farklı yaşam tarzlarını öğren.&lt;br /&gt;
  86. Bi dehayı benimse.&lt;br /&gt;
  87. Seni destekleyecek arkadaşların olsun.&lt;br /&gt;
  88. Rekabetçi ol.&lt;br /&gt;
  89. Farklı anlayışlara sahip arkadaşalrında olsun.&lt;br /&gt;
  90. İyi firirlerin olsun.&lt;br /&gt;
  91. Perpektifini değiştir. Uzun kısa geniş ve dar anlamda.&lt;br /&gt;
  92. Problemlerin köküne in.&lt;br /&gt;
  93. Alıntıları topla.&lt;br /&gt;
  94. Okuduğun medyayı arada bir değiştir.&lt;br /&gt;
  95. Bilgisayar yerine bazen kağıt kullan.&lt;br /&gt;
  96. Klasikleri oku.&lt;br /&gt;
  97. Etkili oku. Etkili okumak bir beceridir. Ona hakim ol.&lt;br /&gt;
  98. Okuduğun kitapları özetle.&lt;br /&gt;
  99. Kendinden haberdar ol.&lt;br /&gt;
 100. Özenli bir ayrıntıda bir tecrübeni tanımla.&lt;br /&gt;
 101. Braille alfabesini öğren.&lt;br /&gt;
 102. Seni rahatsız eden bir sanat serini satın al.&lt;br /&gt;
 103. Tahrik edici yollarla hislerini uyar.&lt;br /&gt;
 104. Farklı parfümleri dene ve kokla. Koku hislerini karıştır.&lt;br /&gt;
 105. Bir düşünceyi, savun ve sonuna kadar tartış.&lt;br /&gt;
 106. Kullanacağın bir zaman kutun olsun.&lt;br /&gt;
 107. Beyin gelişimi için zaman ayır.&lt;br /&gt;
 108. Kendine ait bir zihinsel mabedin olsun.&lt;br /&gt;
 109. Meraklı ol.&lt;br /&gt;
 110. Kendine meydan oku.&lt;br /&gt;
 111. Gözünde canlandırma becerilerini geliştir.&lt;br /&gt;
 112. Yatağının kenarında bir defter olsun. Sabah kalktığında rüyalarını not et.&lt;br /&gt;
 113. Hayal kur.&lt;br /&gt;
 114. İlginç sözcüklerin bir sözlüğünü tut. Kendi sözcüklerini icat et.&lt;br /&gt;
 115. Mecazları bul. Soyut ve özel düşünceleri bağla.&lt;br /&gt;
 116. Stresi idare et.&lt;br /&gt;
 117. Rastgele bişeyler oku.&lt;br /&gt;
 118. Eve dönerken hergün başka yolları kullan.&lt;br /&gt;
 119. Bigisayarına farklı bir işletim sistemi kur.&lt;br /&gt;
 120. Sözcük dağarcığını geliştir.</description>

	</item>

<item>

	<title>Sabunun icadı [ Serbest Kürsü ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=17&amp;thread_id=237</link>

	<description>Mesaj SABUNUN İCADI &lt;br /&gt;
Her zaman temizliği ve saflığı hatırlatan sabun, günlük yaşantımızın önemli bir parçası Geçmişi M.Ö. altı binlere kadar uzanan sabun kullanımı, zamanla günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi, vazgeçilmez oldu. Fenikeliler sabunu bulana kadar, kül ve kil geleneksel temizlik aracı olarak kullanıyordu. M.Ö. 600&amp;#8242;de bulunan ve kullanımı ortaçağda genişleyen sabun, tarih içinde kimi zaman değerli bir değiş tokuş aracı olarak kimi zamansa ilaç olarak kullanıldı. Geçmişte Fenikeliler ile Galyalılar arasında önemli bir takas aracı olan sabun, Roma döneminde, kadınların en gözde temizlik aracı haline geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabun niteliği taşıyan Maddelerle ilgili ilk yazılı belge ise, Mezopotamya&amp;#8217;da M.Ö. III. bin yıldan kalma kil tabletleri Bu tabletlerde, potasyum ve yağla karıştırılarak elde edilen bir maddeden söz ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eski zamanlardan kalma bir Roma masalına göre, sabunu ilk defa kadınlar keşfetmiş. Hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı&amp;#8217;nın kıyısında bulunan Tiber Nehri&amp;#8217;nde çamaşırlarını yıkayan kadınlar, çamaşırlarını eskiye oranla daha az çaba sarf ederek temizledikleri fark ettiler. Çünkü, hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı&amp;#8217;ndan Tiber Nehri&amp;#8217;ne, yağmurla birlikte hayvan yağları ve odun külleri karışıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu karışım ise, bayanların çamaşır günü için hoş bir hediye oluyordu. İngiltere&amp;#8217;nin eski halklarından Keltler de, hayvansal yağlar ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna &amp;#8220;Saipo&amp;#8221; adını verdi, bu sözcük daha sonra &amp;#8220;Soap&amp;#8221; olarak değişti. M.Ö. 1500&amp;#8242;e ait Ebers Papirüsinde, kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar&amp;#8217;ın, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilen sabunsu bir maddeyle yıkandıkları belirtiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yunanlılar&amp;#8217;a bakacak olursak, onlar da en az Mısırlılar kadar temizliğe önem veriyorlardı. Sabun kullanmayan Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve &amp;#8220;strigil&amp;#8221; denen kavisli metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu suya girerek yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişisel temizliği oldukça önemseyen Roma ulusunda ise, banyo kültürü oldukça yaygındı. Hamamlara aşırı düşkün olan Romalılar&amp;#8217;da banyo yapmak en temel sosyal görevdi. M.Ö 25 yılında yüzlerce hamamın bulunduğu Roma&amp;#8217;da banyonun altın çağı başladı. Roma&amp;#8217;da yaşanan zengin banyo kültürünü, Erken Hıristiyan Kilisesi dini açıdan uygunsuz olduğu gerekçesiyle çok çabuk saf dışı bıraktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat M.S. 476&amp;#8242;da Batı Roma&amp;#8217;nın yıkılmasıyla birlikte Avrupa&amp;#8217;da, hamam alışkanlığı tarihe karıştı. Kişisel temizlikte gözlenen bu gerileme ve Sağlıksız yaşam koşulları, Ortaçağ Avrupasında büyük sorunlara neden oldu. Temizlik, artık halk kültürünün bir parçası değildi. Yaklaşık 17. yy&amp;#8217;a kadar yaşanan bu karanlık dönemde ihmal edilen kişisel temizlik aynı zamanda 14. yy&amp;#8217;da büyük veba salgınını doğurdu. Eski Romalıların sabun yapımıyla ilgili bilgilerinin Avrupa&amp;#8217;ya yayılmasıyla önemli sabun yapım merkezleri ortaya çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabun yapımcılığı 7. yy&amp;#8217;da Avrupa&amp;#8217;da meslek haline geldi. Sebze ve hayvan yağlarına bitki külleri ve güzel kokular katan sabun yapımcıları kendi ticaret ağlarını kurdular. Güzel kokuların da katılmasıyla artan sabun çeşitleri çamaşır yıkamada ve banyo yapmak için kullanıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabuna talep arttıkça üretimi de arttı ve sabuncular bir esnaf grubu oluşturdu. 10. Yüzyılda Bizans&amp;#8217;ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da vardı. Türkler yaklaşık olarak 11. yy&amp;#8217;a kadar sabun yerine sulardaki soda, çöven, saparma, sabun otu, süt kökü, kaşık otu, kılaya kavuğu, acı ağaç, herdemtaze, tavşankulağı, hintkestanesi gibi saponinli maddeleri ve kül kullandı. Belgelere göre bugünkü sabunun ilkel şekli ilk çağlarda Araplar tarafından yapıldı. Sabunculuk, ortaçağda İslam ülkelerinde gelişmiş bir imalat koluydu. Osmanlı&amp;#8217;nda sabun esnafı tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyordu. Osmanlılarda sabun imali ve tüketiminin oldukça yaygın olduğuna arşiv vesikalarında rastlıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabun üretiminin 12. yy&amp;#8217;da başlandığı İngiltere&amp;#8217;de ise, 1622 yılında I. King James, sabun üretim tekelini yılda 100 bin dolar karşılığında bir sabun yapımcısına verdi. Fakat, sabun lüks sayılıp yüzde yüz vergiye tabi tutulduğundan halkın banyo yapması imkansızdı. Temizlik ve su sistemleri Roma ve Girit&amp;#8217;teki sistemlerle yarış edecek düzeye gelmiş olmasına rağmen, ülkede temizliğe karşı genel bir isteksizlik hakimdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dickens dönemi, korkunç bir pislik içinde geçti. Hastalıklar iyiden iyiye yayılıyordu. 1842&amp;#8242;de, İngiltere Fakir Yasası Komisyonu sekreteri olan Edwin Chadwick&amp;#8217;in çabaları sonucunda, Parlamento, 1846&amp;#8242;da &amp;#8220;Halk Hamamlarını ve Yıkanma Evleri Hareketi&amp;#8221;ni onayladı ve Gladstone, 1853&amp;#8242;te sabun vergisini kaldırdı. 1860&amp;#8242;ta Londra&amp;#8217;da sayısı 10 olan halka açık yıkanma evleri, bir milyondan fazla sayıya yükseltildi. Bu hareket Amerika&amp;#8217;ya da yayıldı. Amerikan Tıp Topluluğu Dergisi&amp;#8217;nin 1892 Ekim sayısında; korunma tedaviden daha olduğu takdirde, halka açık büyük bir hamam kurmanın, hastane inşa etmekten daha ucuza mal olacağını yazmaktaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerçek anlamda bilimsel sabun yapımı ise, 18. yy&amp;#8217;da da Michel Eugene Chevreul&amp;#8217;un katkılarıyla, önceden belirlenen kesin amaçların elde edilmesini sağlayan kimyasal formüllerin ortaya konmasıyla başlıyor. Buhar makinesi gibi buluşların gerçekleşmesiyle de, sabun yapımı gerçek bir sanayiye dönüşüyor. Sabunun sert sularda eritildiği zaman yeterince köpürmemesinin yol açtığı sakıncayı giderme çalışmaları, 1930&amp;#8242;lu yıllarda ABD&amp;#8217;de ilk deterjanların ortaya çıkmasını sağlıyor ve o tarihten bu yana deterjan yapımı da önemli bir sanayi dalına dönüşüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Osmanlı İmparatorluğu sabun üretimi açısından çok zengindi. Trablus sabunu, çiçek sabunu, misk sabunu, Hünkari sabun, beyaz ve siyah paşa sabunu, alaca sabun, kara sabun, kokulu sabun, Kandiye sabunu Girit Sabunu, Arap sabunu, leke sabunu ve fes sabunu&amp;#8230; Bunlar imparatorlukta üretilen sabun türlerinin sadece birkaçı&amp;#8230; Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fatih dönemine ait Foça sabunhanesi ile ilgili düzenlemede ve Yavuz devrine ait Trablus Sancağı kanunnamesinde sabun konusunda hukuki düzenlemeler bulunur. Sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça fazla vesika ve düzenleme bulunması dikkat çekiyor. Sabun temel olarak, zeytinyağı, prina yağı, ay çiçek yağı, yerfıstığı yağı, palmiye özü yağı, iç yağı gibi maddelerden elde edilen yağ asitleri ile sodyum tuzlarının tepkimesinden oluşuyor. Sabun üretimi, yıkama, pişirme, sıvılaştırma ve sabunlaşma olmak üzere dört evreden meydana geliyor. Yoğurma sırasında parfümler katılarak kokulu sabunlar elde ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kozmetik sanayinin gelişmesiyle sadece temizlik maddesi olmaktan çıkıp, özel formüller ve kokularla farklı özellikler kazanan sabun, gençlik, güzellik ve pürüzsüz bir cildin en doğal kaynağı haline geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SABUN ÜRETİMİ&lt;br /&gt;
Çok çeşitli yöntemler bulunan sabun yapımında, en basit yöntem, soğukta yapımdır. Sodyum ya da potasyum hidroaksit çözeltilerinin gerektiği, &amp;#8220;yağ içinde su&amp;#8221; tipinde bir emülsiyonun hazırlanmasına dayanır. Sıvı yağ birleşenleri ve dirişik alkali çözeltisinin karışımına dayanan bu yöntem, basit olduğu için küçük tesislerde uygulanır; ürünün iyi kullanılmasını engelleyen sabunlaşmış bölümlerin, sabun kütlesi içinde kalmaları gibi önemli bir sakıncası vardır. &amp;#8220;Marsilya&amp;#8221;tipi diye adlandırılan klasik yöntemde, sırasıyla hamurlaştırma, tuzlama, pişirme ve arıtma işlemleri uygulanır. Sabun hamuru daha sonra soğumaya bırakılır. 35-40&lt;br /&gt;
kg. paralel yüzler haline getirilir ve kalıplar halinde kesilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün sabunlar, ısıtıcı çift çeperli bir besleme haznesi içinde tutulur ve hücreli pres filtrelere benzeyen bir soğutma presine sürülür. Sürekli çalışan daha modern cihazlar sabunu hem soğutur hem de suyunu alır; böylece toz sabun elde edilir. Geleneksel usullerin yerini alan diğer usuller de vardır. Bunlardan birinde hammaddelerin hidrolizden çıkan ve düşük basınç altında damıtılarak saflaştırılan yağ asitleri kullanılır; bu asitler, alkali oksitler, alkali karbonatlar veya organik bazlarda nötürleştirilir. Bu şekilde elde edilen ürünler genellikle tuvalet sabunu yapımından kullanılır. Gerçek sürekli sabun yapımı 1934&amp;#8242;e doğru ortaya atıldı. &amp;#8220;Clayton&amp;#8221; metodunda yüksek sıcaklık uygulanır ve sonra yeniden hidratlanan susuz bir sabun elde edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gunther Jacobs&amp;#8217;un &amp;#8220;JPC&amp;#8221; yönteminde, yağları eritmek ve sodyum hidroksitle emülsiyon oluşturmak için etkisiz bir eritici kullanılır; elde edilen kütle, Atmosfer basıncından daha düşük bir basınç altında, cm&amp;#8217;ye 7 g&amp;#8217;lık bir gerilimin etkisinde bırakılarak, eriticinin ve glikolin buharlaştırılması sağlanır. &amp;#8220;Du pont de Nemours&amp;#8221; yönteminde, Marsilya yöntemiyle aynı ilkeler uygulanır ve üretimin her aşamasında merkez kaç işlemi yapılır. &amp;#8220;Yağ içinde su&amp;#8221; tipinde bir emülsiyonun kullanıldığı &amp;#8220;Monsavon&amp;#8221; yöntemi, arı sabunda % 61 yağ asidi ve % 0.2 sodyum hidroksit fazlası olacak biçimde, düşük sıcaklıkta deriştirme alkali çözeltisiyle yapılır; sıcak bir çepere temas ederek başlayan tepkime egzotermik olduğu için kendi kendine sürer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabun, kule içinde, derişikliği sınır hidroksit çözeltisine eşit olan derişik hidroksit çözeltisiyle yıkanır ve arıtma, bir miktar düz sabunun erilitildiği ve esmer bölümlerin elde edildiği hafifçe alkali bir su katılarak yapılır. Fazlar (yüzde 75 sabun, yüzde 25 esmer faz), çift zarflı kaplarda 12- 24 saat dinlendirilerek ayrılır. Esmer faz böylece, arı sabundan ve sınır hidroksit çözeltisinden, belirli bir miktar sodyum klörür katılarak ayrılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
TEDAVİDE SABUN&lt;br /&gt;
Önceleri tıpta &amp;#8216;hariçten tedavi edici&amp;#8217; olarak ele alınan sabun, zamanla vücut temizliği için kullanılmaya başlandı. Geçmişten günümüze sabun, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışında dezenfekte olarak kullanılıyor. Kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar, deri hastalıklarından korunmak için, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilmiş sabunsu bir maddeyle yıkanıyorlardı. Bu şekilde hem kişisel temizliklerini yerine getiriyor hem de yaralarını tedavi ediyorlardı. M.S. II. yüzyılda yaşamış eski Yunan hekimi Galenos Klaudios, sabunun deri hastalıkları temizliğinde etkili olduğunu belirtiyor, hastalarına sabunu tavsiye ediyordu. Temizliğin öncüsü Musa ise, dini hükümler kadar temizlik kriterlerini de öne sürüyor ve dini arınmışlığın ifadesi olarak İsraillileri elbiselerini temiz tutmaya çağırıyordu. Musa, zarar verici boyutlara ulaşarak kavmini tehdit eden pisliğin farkına varmıştı. Ona göre temizliğin noksanlığı &amp;#8220;öldürücü&amp;#8221;ydü, hastalık demekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O zamanlarda cüzam ve pislik eş anlamlı sayılıyordu. Günümüzde de tedavide çeşitli sabunlar kullanılıyor: Bademyağı sabunu: Bademyağı ile sodyum hidroksitten elde edilir ve çeşitli ilaçlarda sıvağ olarak kullanılır. Donyağı sabunu; hayvani yağlarla sodyum hidroksitten elde edilir; alkollü çözeltisi, opedeldok balsamının temel maddesini meydana getiren bir jeldir. Arap sabunu; potas sabunu veya yumuşak sabun, bazen uyuz tedavisinde kullanılır. Potaslı&lt;br /&gt;
Hindistan cevizi yağı sabunu; suda uygun bir şekilde çözündürülüp sterilize edilerek cerrahi sabun denen sabunu meydana getirir. (ameliyattan önce ellerin ve eldivenlerin yıkanması için kullanılır). Çeşitli ilaçlar (kükürt, ihtiyol, katran, çeşitli antiseptikler) katılmış katı sabunlar tıbbi sabunları meydana getirir ve dermatozlarda kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
OSMANLI&amp;#39;DA SABUN&lt;br /&gt;
Sabun, Osmanlı Devleti&amp;#8217;nde &amp;#8217;sabunhane&amp;#8217; denilen ve şahıslara ait olan imalathanelerde geleneksel yöntemlerle üretiliyordu. Sabunun hammaddesi zeytinyağı ve içyağıydı. Ekonomik değeri olan ve tercih edilen sabunlar zeytinyağından imal edilenlerdi. Osmanlı İmparatorluğu&amp;#8217;nda sabun üretimi yapılan yerlerin başında zeytin yağının bol olduğu yerler olan Batı Anadolu ve Adalar, Şam, Halep ve Namlus geliyordu. O dönemde en fazla sabun üreten merkezler ise Midilli ve Girit Adaları, Ayvalık, Edremit, Kemer Edremit, İzmir, Kızılcatuzla, Yunda Acası ve Urla&amp;#8217;ydı. Buralarda imal edilen sabunun büyük bir bölümü, saray, ordu ve İstanbul halkının ihtiyacını karşılamak üzere &amp;#8216;Dersaadet tahsisatı&amp;#8217; olarak ayrılırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Osmanlı Devleti&amp;#8217;nde en kaliteli ve en çok aranan sabunlar Girit Adası, özellikle de Kandiye&amp;#8217;de yapılanlardı. Kandiye sabunları temizlik ve iyi pişmiş olmaları ile nam salmıştı. Bu özelliklerinden dolayı Midilli ve Edremit sabunlarının üzerine &amp;#8216;Girit Sabunu&amp;#8217; damgası vurularak taklit edilmiş ve bu durum Giritli sabuncuların şikayetine sebep oldu. Hanya, Kandiye, Resmo başta olmak üzere Girit&amp;#8217;te elde edilen zeytinyağının önemli miktarı sabun üretiminde kullanılmaktaydı. 18. yüzyılın ilk yıllarında Girit&amp;#8217;te sabunhane sayısı birkaç tane iken, yüzyıl ortalarına doğru on misliden fazla arttı ve adadaki sabunhanelerin adedi daha sonra 45&amp;#8242;e ulaştı. Lübnan&amp;#8217;daki Trablusşam kenti ve çevresi de zeytinyağının bolca bulunduğu ve sabun üretiminin de o nispette fazla olduğu bir bölgeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özellikle Nablus, Kudüs, Rakka ve Şam sabunculuğunun çok geliştiği ve sabun ihraç eden şehirlerdi. Buralarda sabunun geçmişi 14. yüzyılın ortalarına kadar gidiyordu. Anadolu&amp;#8217;nun ve Mısır&amp;#8217;ın sabun ihtiyacı da büyük ölçüde bu bölgelerden karşılanmaktaydı. Sabunu çok meşhur olan ve sabun ihraç eden Halep&amp;#8217;te 19. yüzyıl sonlarında 12 sabunhane mevcuttu. Halep ve civarında imal edilen sabunlar yerel ihtiyacı karşılamaları dışında, Avrupalı ticaret şirketleri ve büyük tüccarlar tarafından Suriye dışına ihraç ediliyordu. Edirne ve Kudüs&amp;#8217;te imal edilen &amp;#8216;misk sabunu&amp;#8217; ise Osmanlı sarayına, sultanlara ve devlet ricaline sunulan değerli hediyeler arasındaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MEYVE SABUNLARIParfüm kokulu sabunların yeni yeni hayatımıza girdiği düşünüldüğünde, meyve kokulu sabunların bundan en az üç yüz yıl önce ülkemizde kullanılmaya başlanması sabunlara tarihi bir işlev de yüklüyor. Görenlerin plastik meyvelere benzettiği, ancak bilenlerin fark edebileceği meyve sabunları, tarihte hem temizlik hem de süs eşyası olarak kullanılırdı. Elma, armut, üzüm, şeftali, kiraz, muz, kavun, çilek, kayısı, limon şeklinde üretilen ve her birine has kokusuyla dikkat çeken meyve sabunları, 19. Yüzyılda Edirne&amp;#8217;nin en önemli ticaret maddesiydi. Bitki ve otlardan elde edilen yağların burun, ciğer doğrudan ve deri tarafından vücuda alındığını kabul edersek bu sabunların süs olmaktan çıkıp, doğal ilaç işlevi üstlendiğini de görürüz. Meyve esanslı sabunlar, bugünkü limon, şeftali ve elma kokulu sabun ve şampuanlara temel oluşturduğunu da söyleyebiliriz. Eskiden temizlik şimdi ise sadece süs aracı olarak kullanılan meyve sabunları, bildiğimiz yeşil sabunların eritilmesinden elde ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıvı haline getirilen sabun, içine birkaç damla gül yağı konulduktan sonra soğuyana kadar bekletiliyor. Daha sonra sabun hamurunun yoğrulmasına geçiliyor. Hangi meyvenin kokusu verilmişse, hamura onun şekli veriliyor. Son olarak da aslına uygun olarak boyanıp hazır hale geliyor. Üretilen sabunların hepsi piyasada satılmaz, büyük bir kısmı padişahın isteği üzerine İstanbul&amp;#8217;a Topkapı Sarayı&amp;#8217;na gönderilirdi. Mis kokulu meyve sabunları, aynı zamanda çok değerli bir süs eşyasıydı. Özellikle padişah kızları ve cariyeleri çeyizlerine, odalarına bu sabunları koyarlardı. Ayrıca padişahların yabancı devlet başkanlarına gönderdiği hediyeler arasına meyve sabunları da konulmasına özen gösterilird</description>

	</item>

<item>

	<title>Bir anı..... [ Türkeli&#39;nde Eğitim & Öğretim ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=236</link>

	<description>&amp;gt; ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI KESİNLİKLE OKUYUN!....&lt;br /&gt;
&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;gt; Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça&lt;br /&gt;
&amp;gt; yaşlı bir kadına rastladı.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Merhaba nine.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Kadın Ata&amp;#39;nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Merhaba dedi.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Nereden gelip nereye gidiyorsun?&lt;br /&gt;
&amp;gt; Kadın şöyle bir duralayıp;&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa&lt;br /&gt;
&amp;gt; bekçisi mi?&lt;br /&gt;
&amp;gt; Paşa gülümsedi.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk&lt;br /&gt;
&amp;gt; milletinin malıdır.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi&lt;br /&gt;
&amp;gt; nereden gelip nereye&lt;br /&gt;
&amp;gt; gittiğini söyleyecek misin?&lt;br /&gt;
&amp;gt; Kadın başını salladı.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan&amp;#39;ın köylerindenim&lt;br /&gt;
&amp;gt; bey, otun güç bittiği,&lt;br /&gt;
&amp;gt; atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Bizim muhtar bana bilet&lt;br /&gt;
&amp;gt; aldı trene bindirdi, kodum Angara&amp;#39;ya geldim.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Muhtar niçin Ankara&amp;#39;ya gönderdi seni?&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım&lt;br /&gt;
&amp;gt; da... Benim iki oğlum gâ&lt;br /&gt;
&amp;gt; vur&lt;br /&gt;
&amp;gt; harbinde şehit düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran&lt;br /&gt;
&amp;gt; kişiyi bir kez görmeden&lt;br /&gt;
&amp;gt; ölmeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi&lt;br /&gt;
&amp;gt; Paşa. Bende gün&lt;br /&gt;
&amp;gt; demeyip mihtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi&lt;br /&gt;
&amp;gt; Angaraya,&lt;br /&gt;
&amp;gt; giceleyin&lt;br /&gt;
&amp;gt; geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agsamdan belli&lt;br /&gt;
&amp;gt; böyle kendimi&lt;br /&gt;
&amp;gt; ordan&lt;br /&gt;
&amp;gt; oraya vurup duruyom bey.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Senin Gazi Paşa&amp;#39;dan başka bir isteğin var mı?&lt;br /&gt;
&amp;gt; Kadının birden yüzü&lt;br /&gt;
&amp;gt; sertleşti.&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki.. O&lt;br /&gt;
&amp;gt; bizim vatanımızı&lt;br /&gt;
&amp;gt; gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Şehitlerimizin mezarlarını onlara&lt;br /&gt;
&amp;gt; çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde&lt;br /&gt;
&amp;gt; şimdi istediğimiz&lt;br /&gt;
&amp;gt; gibi yaşiyoz. Sunun bunun gâvur dölünün köpeği&lt;br /&gt;
&amp;gt; olmaktan onun sayesinde&lt;br /&gt;
&amp;gt; kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona&lt;br /&gt;
&amp;gt; sağol paşam! Demek için&lt;br /&gt;
&amp;gt; düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık&lt;br /&gt;
&amp;gt; gidecek. Sen efendi bir adama&lt;br /&gt;
&amp;gt; benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı&lt;br /&gt;
&amp;gt; bulacağım yeri deyiver.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Atatürk&amp;#39;ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duy&lt;br /&gt;
&amp;gt; gulandığı her halinden&lt;br /&gt;
&amp;gt; belliydi. Bana dönerek;&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanimizdir...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Benim köylüm, benim&lt;br /&gt;
&amp;gt; vefalı Türk anamdır bu.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım&lt;br /&gt;
&amp;gt; dedim, sen gökte aradığını&lt;br /&gt;
&amp;gt; yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar&lt;br /&gt;
&amp;gt; koşturan Gazi Pasa&lt;br /&gt;
&amp;gt; yani Atatürk işte karsında duruyor.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Elindeki değneği yere fırlatıp&lt;br /&gt;
&amp;gt; Atatürk&amp;#39;ün ellerine sarıldı. Görülecek bir&lt;br /&gt;
&amp;gt; manzaraydı bu. İkisi de&lt;br /&gt;
&amp;gt; ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri&lt;br /&gt;
&amp;gt; kurtarılan, ana oğul gibi&lt;br /&gt;
&amp;gt; sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on&lt;br /&gt;
&amp;gt; defa öptü atanın ellerini.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir&lt;br /&gt;
&amp;gt; paket çıkarttı. Daha&lt;br /&gt;
&amp;gt; doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu&lt;br /&gt;
&amp;gt; Atatürk&amp;#39;e uzattı;&lt;br /&gt;
&amp;gt; - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi&lt;br /&gt;
&amp;gt; Paşa, bunu sana hediye&lt;br /&gt;
&amp;gt; getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok&lt;br /&gt;
&amp;gt; beğendiğini söyledi. Sonra&lt;br /&gt;
&amp;gt; birlikte köşke kad ar gittik. Oradakilere şu emri verdi;&lt;br /&gt;
&amp;gt; -&amp;#39;Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.&lt;br /&gt;
&amp;gt; ( &amp;#39;Ananı da al git&amp;#39; deyip, bir anlamda vatandaşa&lt;br /&gt;
&amp;gt; küfredenler var artık&lt;br /&gt;
&amp;gt; zamanımızda )&lt;br /&gt;
&amp;gt; Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek&lt;br /&gt;
&amp;gt; verin benim armağanım&lt;br /&gt;
&amp;gt; olsun.&amp;#39;&lt;br /&gt;
&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;gt; Bu yazıyı okurken duygulanan veya ağlayanlar varsa, hala&lt;br /&gt;
&amp;gt; umut var demektir..&lt;br /&gt;
&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;gt; Ortada dolaşan saçma sapan elektronik postaları 10&lt;br /&gt;
&amp;gt; kişiye yollamak yerine,&lt;br /&gt;
&amp;gt; bu tür yazıları herkese yollarsak belki Atamızın&lt;br /&gt;
&amp;gt; değeri daha çok anlaşılır.&lt;br /&gt;
&amp;gt; Belki bazıları da vatandaşla nasıl konuşulacağını&lt;br /&gt;
&amp;gt; daha iyi anlar...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Acaba kendisini 2 kilo şekere, 5 kilo kömüre satan,&lt;br /&gt;
&amp;gt; bugünkü Türk insanına mı&lt;br /&gt;
&amp;gt; benziyor bu NİNEM..&lt;br /&gt;
&amp;gt; Yada ülkeyi babalar gibi satan siyasilere benziyor mu,&lt;br /&gt;
&amp;gt; ATAM...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Ne dersiniz? ...</description>

	</item>

<item>

	<title>Aman Tanrım.. [ Türkeli&#39;nde Eğitim & Öğretim ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=235</link>

	<description>Çocuğun büyüyünce ne olacağını anlamak istediler. Masanın üstüne bir Kuran, bir şişe şarap, bir dolu cüzdan, bir top, bir plak ve bir kitap koydular.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kuran&amp;#39;ı alırsa çocuk ileride din adamı olacak demekti. Şarabı alırsa keyf adamı, cüzdanı alırsa tüccar, topu alırsa sporcu, plağı alırsa sanatçı, kitabı alırsa yazar olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biraz sonra çocuğu getirdiler. Şöyle bir baktı masanın üstündekilere. Ve bir koşuda, hepsini kucaklayıverdi. Çocuğun masanın üzerindekilerin hepsini alması karşısında ailenin en büyüğü, dede konuştu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Anlaşıldı, anlaşıldı... Politikacı olacak büyüyünce...&amp;quot; &lt;br /&gt;
-------&lt;br /&gt;
Bir toplantıda, kelli felli,&lt;br /&gt;
Şiş göbek,&lt;br /&gt;
Avurdu yellinin biri,&lt;br /&gt;
Yüksek perdeden konuşup dururken,&lt;br /&gt;
Bir ara Bektaşi&amp;#39;ye dönüp sormuş:&lt;br /&gt;
&amp;quot;Baba eren&amp;quot; demiş.&lt;br /&gt;
&amp;quot;Borcun var mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizim ki yutar mı? Farkında işin.&lt;br /&gt;
Ama yanıtlamış yine de efendice,&lt;br /&gt;
&amp;quot;Var&amp;quot; demiş, &amp;quot;var biraz,&lt;br /&gt;
Bizim mahalle bakkalına.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kelli felli, şiş göbek kahkahayla gülmüş buna&lt;br /&gt;
Ve kahkadan zaman buldukça&lt;br /&gt;
&amp;quot;Erenler&amp;quot; demiş, kahkahkah, &amp;quot;onu sormadım,&lt;br /&gt;
Benim muradım namaz niyaz borcu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bektaşi gülümsemiş,&lt;br /&gt;
&amp;quot;Efendi&amp;quot; demiş, &amp;quot;kusura bakma,&lt;br /&gt;
Namaz niyaz borcunu Tanrı sorar ancak,&lt;br /&gt;
Sana düşer yalnızca&lt;br /&gt;
Bakkal borcunu sormak.&lt;br /&gt;
------------------&lt;br /&gt;
Lord, uşağını çağırarak sordu:&lt;br /&gt;
&amp;quot;İçki içtiğini söylüyorlar, doğru mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Evet, sör!..&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Dün gece meyhanedeymişsin?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Doğru, sör!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Bir sürü de rezalet çıkarmışsın, öyle mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Evet, sör!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;El arabasıyla bir şeyler taşımışsın?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Evet, Lord hazretleri!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Peki, neydi taşıdığın gecenin o saatinde?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Sizi meyhaneden eve götürüyordum, sör!&amp;quot;&lt;br /&gt;
---------------&lt;br /&gt;
AMAN TANRIM&lt;br /&gt;
Fırtınaya tutulan gemi pek fazla sallanmaya başlayınca, korkak bir yolcu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Aman Tanrım, beni selamete kavuştur, fukaraya sadaka vereceğim.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fırtına arttıkça:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Aman Tanrım, bir koç keseceğim.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fırtına iyice şiddetlenince:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Aman Tanrım medet... Yüz altın dağıtacağım.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durumu izleyen Bektaşi kıs kıs gülerek:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Aman Tanrım, gözünü seveyim dayan, herif daha da arttıracak.</description>

	</item>

<item>

	<title>Çay deyince.. [ Türkelili Gurbetçilerimiz ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=16&amp;thread_id=234</link>

	<description>Çay&amp;#39;ı çok sevdiğimi söyleyince, yasli bir teyze&lt;br /&gt;
&amp;gt; anlattı geçenlerde,&lt;br /&gt;
&amp;gt; bak diye basladi söze ...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Çayın alt demliği evdeki kaynanadır; devamlı kaynar&lt;br /&gt;
&amp;gt; durur..&lt;br /&gt;
&amp;gt; Üst demlik evdeki gelindir; alt demlik kaynadikça o&lt;br /&gt;
&amp;gt; olgunlaşır, demlenir...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Gelinin kocası ise bardaktir; biraz kaynana&lt;br /&gt;
&amp;gt; doldurur onu biraz da gelin...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Çocuklar çayın sekeridir; tat verir...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Görümce ise çay kasigiıdır; arada bir gelir ve&lt;br /&gt;
&amp;gt; karistiriır gider...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Kaynataya gelince; o da bardak altidir; dökülenleri&lt;br /&gt;
&amp;gt; bir araya toplar...&lt;br /&gt;
&amp;gt; Çay deyip te geçmemek lazim demek ki... bi durmak,&lt;br /&gt;
&amp;gt; dusunmek lazım</description>

	</item>

<item>

	<title>Zeka geliştiren şapka... [ Türkeli&#39;nde Eğitim & Öğretim ]</title>

	<link>http://www.turkeli.org/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=233</link>

	<description>Zeka artıran şapka !&lt;br /&gt;
Bilim adamları, başa takıldığında beynin düşünme kapasitesini ve yaratıcılığını arttıran bir şapka geliştirdi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dustin Hoffman&amp;#8217;ın Oscar ödüllü &amp;#8220;Yağmur Adam&amp;#8221; filminden esinlenen Avustralyalı bilim adamları, başa takıldığında beynin düşünme kapasitesini ve yaratıcılığını arttıran bir şapka geliştirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sydney Üniversitesi&amp;#8217;nce üretilen &amp;#8220;manyetik nabız&amp;#8221; tekniğiyle çalışan şapka, beynin işleyiş biçimini değiştirebiliyor. Uzmanlara göre, beynin baskın olan sol yanı, ayrıntılara önem vermeyip olayları bir bütün olarak algılamaya yatkın. Sağ taraf da detayları yakalamaya çalışıyor ancak sol daha güçlü olduğu için topladığı bilgiler bilinçaltına itiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;#8220;Düşünen şapka&amp;#8221; ise beynin fazla çalışan sol kısmının &amp;#8220;kanalını&amp;#8221; değiştirip daha yavaş çalışmasını ve sağ bölümün normalden daha aktif hale gelmesini sağlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deneylerde şapkayı 15 dakika takan gönüllülerde bile sanatsal ve matematiksel becerilerin önemli bir oranda güçlendiği gözlemlendi. Ancak şapkanın etkisi henüz sadece bir saat sürüyor. İcat için daha önce depresyon ve şizofreni tedavisinde kullanılan beyni manyetik dalgalarla harekete geçirme tekniğinden faydalanıldı. Teknoloji kusursuz hale getirilirse şapka yeni fikirlerin üretilmesi için de kullanılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NASIL ÇALIŞIYOR?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1. İçinde eletrik akımına bağlanan sekiz şeklinde bir mıknatıs bulunan şapka başa yerleştiriliyor. Birbirine geçirilmiş bir deste telden oluşan mıknatıs sol kulağın yanına getiriliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. Çok küçük boyuttaki manyetik nabızlar, beynin detaylara önem vermeyen ve beynin sağ kısmını bastıran sol taraftaki elektrik akımının düzenini bozuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Beynin sağ kısmı tarafından toplanan ve kişi farkında olmadan bilinçaltında saklanan ayrıntılar açığa çıkıyor. Yaratıcı ve çözümsel yetenekler güçleniyor.</description>

	</item>

</channel>
	</rss>